“Evet, Bir Bardak Daha Çay İstiyorum”

0
408

Yes, I Would Love Another Glass of Tea

Çay Yazarları sayfamızı ziyaret ederek, çay hakkında daha fazla yazı okuyabilir ve düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

“Evet, Bir Bardak Daha Çay İstiyorum” isimli kitabıyla çay üzerinden Türk halkını ve Türkiye’yi anlatan Amerikalı yazar Katharine Branning‘in, kitabıyla ilgili sunumu tıklanma rekoru kırıyor. Katharine Branning, sadece çayın nasıl demlendiği değil onun sosyolojik çerçevesi de tarihi anekdotlarla süslüyor.

Yes, I Would Love Another Glass of Tea, Katharine BranningTürkiye aşığı Amerikalı yazar Katharine Branning, Türkiye’ye olan ilgisinin Selçuklu dönemi sanatıyla başladığını belirterek “Paris’te öğrenciyken Sivas’taki Gök Medrese’nin fotoğraflarını görünce adeta vuruldum, hayatımda mimaride hiç bu kadar güçlü, dinamik bir yapı görmemiştim” dedi.

“Evet, Bir Bardak Daha Çay İstiyorum” kitabının yazarı olan Katharine Branning, küratörlüğünü yaptığı, New York’un Türk Kültür Merkezinde açılan “Taşların Şarkısı: Anadolu Selçuklu Mimarisinin Mirası” adlı fotoğraf sergisinde soruları yanıtladı ve Türkiye’ye ve Türk kültürüne olan sevgisini anlattı.

Türk dostları tarafından kendisine “Kadriye” adı verilen Katharine Branning, Türkiye’ye ilk defa 1978 yılında Sivas’taki Gök Medrese’yi görmek için gittiğini söyledi.

Branning, serginin Selçuklu dönemiyle ilgili Kuzey Amerika’da açılan ilk fotoğraf sergisi olduğunu belirterek dünyada az bilinen Selçuklu döneminin daha çok bilinmesi gerektiğini söyledi ve “200 yıllık Selçuklu dönemi, bugünün Türkiye’sinin de temellerini attı” diye konuştu.

İslami ve Selçuklu sanatına olan merakı

İslami sanata ve Selçuklu dönemindeki sanata olan merakının nasıl başladığının sorulması üzerine Branning, Paris’te üniversitede okurken İslami sanatlara giriş dersindeki bir dia gösterisinde, Sivas’taki Gök Medrese’yi gördüğünü ve son derece etkilendiğini şöyle anlattı: “Paris’te öğrenciyken Gök Medrese’nin fotoğraflarını görünce adeta vuruldum, hayatımda mimaride hiç bu kadar güçlü, dinamik bir yapı görmemiştim ve kendi kendime Gök Medrese’yi gidip yerinde görmem, son derece güçlü bir enerjisi olan bu mimariyi öğrenmem ve bu yapıyı inşa edebilen insanlarla tanışmam gerek dedim ve öyle de yaptım.”

Selçuklu döneminin sanatını, müziğini, edebiyatını öğrendikçe ve Sufizmle de tanışınca o kültürü daha da çok sevdiğini anlatan Branning şöyle konuştu:

“Selçukluların güçlü ekonomisi, aynı ABD gibi çok değişik milletlerden bir devlet yaratmaları daha da ilgimi çekti. Selçuklu hükümdarları ülkelerinde yatırıma, ekonomiye ve kalkınmaya büyük önem vermişler ve planlı bir şekilde okullar, hastaneler yapmışlar. Bir Amerikalı olarak Selçuklu dönemini kendi kültürümüze yakın buldum, ama bu ilgimin asıl başlangıç noktası Gök Medrese’de gördüğüm güçlü mimaridir.”

18 yaşında eline bir bavul alarak yaşadığı yer olan Ohio’dan ayrıldığını ve Fransa’ya okumaya gittiğini anlatan Katharine Branning, “Kendi kültürümden farklı bir yere gittim ve dünyanın en kozmopolit kentlerinden biri olan Paris’te çok fazla yeni kültürle karşı karşıya kaldım. O yüzden de daha fazla öğreneceğim ve keşfedeceğim şey olduğuna karar verdim” dedi.

“Bu anlamda Sivas’taki Gök Medreseyi görmem bana bu değişik kültürü tanıma kapısını açtı. İslam sanatı okumam çok da tuhaf değildi aslında, tabii Amerika’da o dönemde İslam sanatı fazla bilinmiyordu ama ben Paris’teydim. Fransızlar’ın bu sanata saygılı bir anlayışları ve gelenekleri var. Fransız arkeologlar pek çok İslam ülkesinde kazılar yapıyorlar ve Fransız kültüründe İslami kültüre yönelik büyük bir takdir var.”

Türkiye’ye ilk kez 1978 yılında gittiğini anlatan Branning, Türkiye’ye her yıl mutlaka en az 6 haftalığına gittiğini ve Türkiye’de gidip görmediği yerin sayısının çok az olduğunu söyledi.

Branning özellikle Konya’yı çok sevdiğini ifade ederek, “Konya benim evim, kalbimde Konya’nın çok özel bir yeri var. Konya tarihi ve kutsal bir yer, oraya gittiğinizde bunu hissediyorsunuz, o şehirde sizden büyük bir varlığın olduğunu anlıyorsunuz ve beni çok etkileyen bir yer. Orada yıllar içinde dostluklar kurdum” dedi.

Türk dostları tarafından “Kadriye” adı verilmiş
Türk dostları tarafından kendisine “Kadriye” adı verildiğini söyleyen Katharine Branning, Türkçe bildiğinin hatırlatılması üzerine ise gülümseyerek, “Türkçe’yi öğrenmeyi, Türkiye’ye daha çok seyahat etmek istediğim için ve bir kültürü anlamanın en iyi yolunun o kültürün dilinin öğrenmek olduğunu bildiğim için istedim. Türkçem çok iyi değil, hala öğreniyorum, bu hayat boyu devam edecek bir proje ve bu da işi eğlenceli kılıyor. Türkçe kurslarına hem New York’ta, hem de Paris’te gittim” diye konuştu.

“Bana göre çay, Türkiye’nin sembolü”

Çay merakının nasıl başladığının sorulması üzerine ise gülümseyerek şunları söyledi: “Türkiye’de başka şansınız yok, çay size sürekli ikram ediliyor. Sanırım çayı sevmezseniz Türkiye’ye yeniden gitmek zor, çünkü çay, Türk kültürün de ayrılmaz bir parçası. Bana göre çay Türkiye’nin sembolü, Türkiye ile ilgili tüm olumlu şeylerin simgesi. Bu yüzden kitabıma da bu ismi vermek istedim, çünkü ’Evet Bir Bardak Daha Çay İstiyorum’ ifadesinde karşılıklı bir diyalog var. Türkiye ile ABD arasında köprüler kurulmasına ben de son derece yalın şekilde yazılarımla, çalışmalarımla katkıda bulunmak istiyorum.”

Katharine Branning, mülakat sırasında boynunda duran çini desenli mavi eşarbın da Türk el işi olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Dediğim gibi, Selçuklu dönemi dünyada pek iyi bilinmiyor, hatta Türkiye’de bile Osmanlı dönemi çok öne çıkmış durumda. Türkiye’de bir gün bir dükkana girdim ve Selçuklu dönemini yansıtan bu eşarbı görünce çok sevindim. Bu eşarpta çini desenli fayans motifleri var, çünkü Selçuklular binalarının hem içini hem dışını seramiklerle süslerlerdi. Sanırım bu eşarptaki motifler Tokat’taki ünlü Gök Medresesi’ndeki çinilerden esinlenmiş. Tokat Selçuklular’ın önemli bir kentiydi, benim için Tokat’ın da ayrı bir yeri var, Tokat’ı çok seviyorum çünkü yaşayan bir müze gibi, benim için çok esin verici bir yer.”

Türkiye’de gitmediği az yerin bulunduğunu da söyleyen Branning, “En sevdiğim ve Selçuk üçgeni adını verdiğim Kayseri, Sivas, Konya kentlerine özellikle her yıl gidiyorum, orada güzel dostluklar kurdum, arkadaşlarım var. Tabii farklı yerlere de gidiyorum Türkiye’de, ama evim diyebileceğim, kalbimde önemli yer tutan bu 3 kente mutlaka gidiyorum” dedi.

New York’ta yaşayan Katharina Branning, kentteki Fransız Enstitüsü’nün hem başkan yardımcılığı görevini sürdürüyor hem de kütüphanesinin müdürlüğünü yapıyor.

Paris’te Ecole du Louvre’dan mezun olan yazar Branning, ayrıca İslam sanatı alanında eğitim alan cam sanatçısı olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Kitabın ilk yayınlanma tarihi: 16 Ağustos 2010

Diğer sunum:

İngilizce

Kimler neler demiş?

avatar
  Bu konuya abone ol  
Bildir